Rakamları hayatımdan çıkardığımda üniversiteye yeni başlamıştım, aptalca sayılar bir daha bana lazım olmayacak demiştim ki zaten ehliyetimi alacak kadar büyümüştüm. O günden bu yana yaşımı saymayı bıraktım, kutlamaya yazdığım reddiyeden hiç bahsetmiyorum bile…

Aykırı denebilecek kadar sığ düşünceli bir insan değilim, marjinal olmak da değil niyetim. Elimize tutuşturulan resmi formlarda bulunan “okur-yazar” kutucuğunu işaretleyebildiğim günden bu yana okur ve yazarım. Birkaç fanzinde serbest zamanlı yazarlık yaptım, 40’lar Kulübü Yayınevi’nde kolektif kitapların yazımında katkıda bulundum; ikisi hikâye, biri biyografi olmak üzere toplamda üç kitapta yazılarım bulunmakta.
“Siyaset yapma, herkes kendi işine baksın, biz anlamayız” diyen insanlara “Evet, benim işim bu!” diyebilmek için okumaya, “Edebiyat yapma, felsefe parçalama” diyen insanlara inat ise yazmaya başladım diyebilirim.

Tanrı’ın bana sunmuş olduğu bütün nimetleri sonuna kadar ve hakkını vererek kullanabildiğime inanıyorum. Ve son olarak, beni yazdığım bir hikâye üzerinden ya da ortaya koyduğum bir öykü karakteri üzerinden yargılamanızı değil, bir bütün olarak gözlemleyerek yargılamanızı dilemekten başka bir şey diyemem. Sağlıcakla kalın, her hikâye, her şiir, her fikir bir tutam benim parçam, geri kalan bir bütün ise arzuladığınız o hayatın iyi-kötü ve ironik yanları…