Kim ulan bu Fatih A.? Diyorum bazen kendime. Neden “yarasa” demiyorum. “Neden ‘yarasa‘”? diyenleriniz olursa şayet sitemizin hakkında bölümüne giderek az da olsa giderebilirsiniz merağınızı. Tamamen gidermek isteyenler yazılanları okur ve bizi anlamaya başlarsa başarabilirler giderme işlemlerini.

Sizin merak ettiğinizden çok daha fazla merak ediyorum kendimi ve her saniye yeni bir şey keşfediyorum kendim ile alakalı. Keşfettikçe dünü unutuyorum, yeni bulduğum benle ilgilenmek için şuanı kullanıyorum. Düşündüğünüz gibi yarını.. Yarın mı? Neyse.

Klasik bir şekilde yazmak gerekirse Ankara’da doğdum ve doğum senem 1993; doğru olmayabilir, nüfus cüzdanımın yalancısıyım. Geceleri çok sevmemden midir nedir sabaha karşı doğmuşum. Gecenin güzelliğini bu berbat dünyaya gelmeden son bir defa daha o huzurlu yerde, annemin karnında geçirmek istemişimdir heralde. Doğmamış ben adına konuşmak ne kadar doğru olur onu bilmiyorum ama en azından bence öyle olmuştur.

Küçük yaşlarda okuma yazmayı öğrenip ilk şiirimi anneme yazmışım. Ardından da okula başlama mevzuları falan işte.. Detaya girmeye gerek yok çünkü eğitim hayatımı okullara değil hayatıma borçlu olduğumu düşünüyorum.

Yaşadıklarıma gelecek olursak; çokta farklı değildir sizinkilerden diye düşünüyorum. 12 yaşına kadar normal devam eden hayatım rahmetli babamın felç kalması ile biraz değişti ve değişikliliğini koruyarak devam etti. Bunu herkesin başına gelebilir bir durum olarak kabul ettiğimde 20 yaşındaydım; yanlış hatırlamıyorsam babamın öldüğü, annemin bana sarıldıktan sonra gözlerime bakıp; “Ne kadar da büyümüşsün oğlum..” dediği gündü.

Babam öldükten 3 ay sonra Saraybosna’ya geldim, ‘sözde’ eğitimim için. Psikoloji bölümü öğrencisiyim. Üniversiteye başlayana kadar gerçekten çok sevdiğim bir alandı, sevmeyi bıraktım. Üniversite bittikten sonra sevmeye devam edeceğim.

Kendimi hatırlayabildiğim tüm hayatım boyunca yazmaktan hep zevk almışımdır. Yazdıklarımı saklama huyum hiç olmadı. Annemde hep kızardı zaten etrafta bulduğu yazılarımı gördükçe; “Oğlum! Neden bunları saklamıyorsun?!” diyerek. Evin orasına burasına umarsızca fırlatmak yerine siz okurlarımıza fırlatmaya karar verdiğimde de “Yarasa Edebiyatı” çıktı işte ortaya. Bir kaç yarasa daha bulup şuanda bulunduğunuz siteyi hayata geçirdim. O yüzden adım ‘kurucu‘ yarasa oldu. Yoksa diğer yarasalardan pekte bir farkım yok. Var sanmayın.
Son olarak Nevzat’ın da dediği gibi “ölüm bizim en büyük hediyemizdir!“

-Ölümü hatırlamaktan asla korkmayın.