Ay ışığı altında görülen ufak tefek çakıl taşları içerisinde yürüyorum. Kenarda toplanmış bir öbek köpek uykuda. Gök karanlığını seriyor üzerlerine. Ne kuşlar üşüyor, ne kediler, ne köpekler. Yalnız benim içimi bu hanımeli kokuları arasında bir titremedir alıyor. Alıyor götürüyor uzaklara. Deniz kıyılarına serpiştirilen insan yığınlarının arasından sıyrılıp alıyor. Geleceğin buram buram kokusunu tüttürüyor burnumda. Bir incir ağacının üzerindeki ben canlanıyor gözümde. Elimde bir sepet, incirler bir demet… Saçlarım bir çingene çocuğundan farksız hayret. Kuşku ötüyor göğsümde. Korkunun adını biliyorum o sıra. Tehlikenin adı yazılı levhalarda. Okumayı biliyorum, kuralları sayıyorum besbelli. Bacaklarımda ufak sıyrıklar görülüyor. Kanın kırmızısı beni boyamadığı müddetçe buna aldırış etmiyorum. Etmeyeceğim. Tutulup sürüklendiğim geceye geri dönmeyeceğim. Şehir ışıklarının muazzam uğultusu, küçük mahlukların ışık sorgusu, lambalardan gelen huşu yoksunu boşluğu siliyorum mermer desenli ellerimden. Siliyorum gökyüzünü bulayan hayret nidalarını. Tepeleme doldurulmuş sepetimle kalın gri dallı incirin tepesinde hükümranlığımızı ilan ediyoruz. Hava serin, hava ıssız. Ellerim incir sütünden yapış yapış. Başımdan aşağı sağanaklar dökülüyor. Karanlığın orta yerinde yanan kandilimde ses arıyorum. Annem yok. Babam yok. Uyumayan şehrin göbeğinde yalnız kaldığımı fark ediyorum. Titriyor baştan ayağa azalarım. Titriyor güven bağladığım sığınaklarım. Ağaç dışında bir ben bir sepet döneniyoruz dallarda. Kuş cıvıltısı yok. Hava necedir bilmem. Yalnız göğsümü iyiden iyiye sıkan bir merhametsizlik bilirim. Elimde tutunabildiğim bir benim incirlerim, bir sıyrıklar.. Övünçlerim, kederlerim… Kandil ışığında varlığını kaybetmeyen yoldaş süvarilerim. Gecenin bir yarısı çakıl taşlarının arasından sürünerek dolanmaz bu tekinsiz mahluk yüreğime. Beni sarıp sarmalayan, korku koridorlarının kapısına kilit vurduran, tüm tanıdıkları sandıklar ardında bıraktıran; bu topladıklarım, bu yaralarım. Ve sonsuzluk, sessizlik. Yoldaşını kumrular götürmüş gibi bir yalnızlık. Ana baba yok. Tekinsiz bu dermansızlık. Hanidir boynumdaki kandil, çocukluğumun aydınlığı.. Hanidir geleceğin o bilinmezlik korkusu. Elde kalan yalnız yaralarla, incir yortusu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here