Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Develer çölsüz iken, bebeler dölsüz iken. Ben evreni beşikte tıngır mıngır sallar iken. Yıldızları cebime koydum darıdır diye, dünyaları içtim suludur diye. ‘Hay’ dedim, ‘Huu’ dedim, bu ne çıkmaz can dedim. Bir iken iki olduk, üç iken dört döndük, kırka varıp son bulanı da kırk bir kere gördük. Gel gelelim, sün sünelim, ben daha doğmamış bi bebenin bildiği ederim ama ölsem cennetten dönerim. İğneyi deliğinden, ilmeği ipinden, söküğü derimden geçirdim lakin, beni bana dikmek için içimden geçer giderim. Vardım tövbe kapısına, döndüm yüzü hatırasına. Bildiğim ne varsa anlattım dilime, o da dinleyip söyledi sesime. Sözcükleri kafiyelendirince, ritmimin aklında yer edince, bir de unutmasın diye gönlüme direnince bi baktım, akıp gitmişim, anlamdan öteye geçmişim…

Zamandan bile önce, daha başlamamış bi masal varmış, yaradanın anlattığı.
Bıraksan sonsuza uzanırmış, yalanın kısalttığı.
Gel gelelim, öl ölelim, ben daha olmamış bi masalın tekerlemesiyim ama anlatsan anında biterim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here