Kendi kayıp ilanımı görüyorum sokakta yürürken. Köhne bir duvara asılmış. Kimin astığını bile sorgulamıyorum. Söküp atıyorum. Kimsenin beni bulmasına ihtiyacım yok. Ben kendimi bulayım bu bana yeter.

Terkedilmiş, kırık dökük ve gıcırdayan bir atlıkarıncadan koşup geldim. Küçüklüğümün kırmızı tulumlu bebeği düşmüş oralara, almaya bile yeltenmedim.

Oradan dönerken küçük bir çocuk annesinin kolunu çekiştirip atlıkarıncamın ne kadar korkunç olduğundan bahsediyordu. O atlıkarınca benim ruhumdu. Perişandı, sesi kısılmıştı, parçalara ayrılmıştı.

Eskiden orada bir kreş vardı. Mimarı bendim. Öğretmeni de. Öğrencilerim vardı benim. Birbirinden renkli, birçok şeyden umutlu. Boyama kitaplarında siyah renkte kalem yoktu. Arada bir elma şekeri yerlerdi. Ruhumun merkezindeki ışıklı, gökkuşağına özenen atlıkarıncaya binip şarkı söylerlerdi.

Günün birinde atlıkarınca aniden bozuldu. Aileler çocuklarını almaya başladı üçer beşer. Kimsem kalmadı. Ruhumda artık çocuk kahkahaları yoktu. Kaybetmiştim onları.

Bir süre sonra kötü insanlara malzeme oldu ruhum. Kötü kalpli, kötü kalpsizlere… Sokak serserileri gelip atlıkarıncamı tekmelediler, vurdular, parçaladılar… Canım yandı, bir şey diyemedim. Sonra konuştum. Anlatmaya çalıştım. Anlamadılar. Neyi anlamışlardı bu güne kadar? Tekrar sustum. Sustukça sıra bana geldi. Sonra bir vaveyla bastım, yaralanmış uğur böcekleri uçtu ciğerimden gökyüzüne.

Sonra ben kayboldum. Yazdım. Ne bulduysam o an, ona yazdım ve ne aradıysam…

Bir diğer sokakta da asılı şu kayıp ilanım. Yine söküp atıyorum onu. Kaç tane olduklarını merak etsem de şehrin bütün sokaklarını yürüyecek kadar ne bir dermanım var ne de pusulam. Öyle bir kayboldum ki, ben bile bulamıyorum beni artık. Ya yazmakla bulacağım kendimi ya da bu sonbahar olacak dedektifim.

Soğuk sokak duvarlarının vefalı yoldaşı kayıp ilanım… Resmim var üstünde, gülüyorum üstelik. Biri ya benimle dalga geçiyor ya da gerçekten merak ediyor beni. Sanırım ikinci ihtimaldeki şahsı tahmin edebiliyorum. Muhtemelen annem o.

Eve ne zaman sağ salim dönebilirim bilmiyorum ama üzgünüm anne, çalışmadığım yerden çıktı hayat…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here