Uzun yolculukları pek sevmesem de, gitmeye ihtiyacım var. Başımı aracın penceresine yaslamasam da olur, havalı bir şey değil istediğim. Ne de olsa klip çekmiyoruz.
Gidelim. Sonbahar bizi çağırıyor. İnsan yüzü görmeyeceğimiz bir yer bulalım. Kuru gürültülerin içinde yaşamaya çalışmaktan yoruldum. Evet, gözlerim hala yeşil. Ama altları biraz morarmaya başladı. Dünyaya alerjim varmış..
Geçen sonbahar yazdığım bir öyküde kendisini ana karakter yaptığım o kuru ve görkemli yaprağın uzaklardaki arkadaşları beni çağırıyor, rüzgar fısıldadı.
Gidelim. İnsanlar birbirine sarmışken ve yapraklar sararmışken gitmenin tam da vakti. Hiç söylenmemiş sözleri söylemenin zamanı tam da. Hep söylediğin o şarkıları söylemek şimdi daha güzel. Ve sadece susmak da hiçbir mevsime bu kadar yakışmamıştı.
Sonbahar geldi, yanımızda. Ben kapüşonlu ceketimi dolaptan çıkardım ve giydim bile. Gitmesem de, yazarken gitmiş kadar oldum. Fakat bir gün mutlaka gideceğim. Hepimiz gideceğiz bak, garantisini veriyorum.
Ha bir de; “Gidelim buradan. İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here