Kırılıyoruz sinemizi dağlayan o saklanışlara. Yüreğimizide alıp kaçmalarımız gizli kalsın, tanınmasın, hayatta iğreti durmasın istiyoruz. Bozuluyoruz defter arasına yeni konulmuş taptaze güller gibi.Soluşlarımız sessiz, içten, toplumdan uzak ve vaveylalara karışmadan, ardımızdan su döken olmadan, bitsinde gitsek serinliğinde olsun istiyoruz. Yalnızlığa, korkulara, geçmişe, geleceğe, inanmamanın o tatsız burukluğuyla geceye… İçelim diyoruz. Hepsini tek gecede aradan çıkartıverelim.
  Basit denklemlerde kalem oynatmama korkusu sarıyor bizi. Kalbimizin sözünü dinlemekten varlıkla iletişime geçmekten olanca gücümüzle kaçınıyoruz. Acının ve simaya oturan hüznün tadına var-a-madık. O kırılışı bilemiyoruz. Ağzımızda dağılacak, zamanın değeriyle vücuda tesir edecek, günlük değil ebedi tatminlere sürükleycek inancımızı bulamıyoruz.
  Seslere ve ipuçlarına kulak asmıyoruz. Öldürülen insanlar için bu akşam gözyaşı döküp, yarın sabah katillerin masalarında içecek yudumlamayı talep ediyoruz. Fakat yoo. Bu süregeliş kalbi korkuya, ruhu karanlığa itelediği müddetçe insan huzurun kapılarında ağlayacak!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here