Pusulanmış zihnimin,
Puslanmış ikbaline çelimsiz savunmalarla adım atıyorum.
Yumruklanıyorum her derdimin acı içerikli sarraflarınca.
Yalnız olmadığımızı bildiğimiz her gün şikâyetçiydik yalnızlığımızdan.
Çünkü kalburüstü bir tekliğin ne yeri vardı omuz boşluğumuzda
ne de uzağı görmeyen gözlerimiz hissederdi yok olmalarını.

Yokuz artık.
Tüm zamansal ilişkiler sorgulasın asırlarca varlık sebebini.
Biz yokuz artık.
Allığı kendine benlik edinmiş tüm muharebeler,
Birkaç dizeyi dahi tamamlayamayan düşüncelerimizin her engelinde birer hiç,
Her düzlüğünde birer vasıfsızlıktı aslında.
Sakat bırakan cinstendi düşünmemeye tövbemiz.
Zararın dönülmeyen mühürlerinde üç noktaya sır bağlamış birer taneciğiz artık.

Rakamsal her fazlalık geçersizdi bizzat benim ve bizzat bizim için.
İnsan kaç kişiyi sevdiğini bilemez üstelik
ve biz alın çizgilerini ezbere bildiğimiz insanlar tarafından sevilmedik.
Aklımızı hiç ettik ta ki bir hiç olduğumuz güne dek.
Biz canlı kanlı bağışlar yaparken linç edildik.
Ve bu bize yetmezmiş gibi,
kendimizden önce ölmemelerini istediğimiz insanların duyduk siren seslerini.

Onlarca nutuk dinledik.
Bundandır nutkumuzda doğan onlarca isyanın sebebi.
Yaptığımız her yanlışın sözde koruyucuları,
Bizden uzak tutulan her şeyin en verimli bağımlısıydı.
Bize inanmak yerine, gökten sahte iniş yapanlara inandılar.
Yine de sevemediler bizim kadar yağmurları.
Ve bizim uzuvlarımız değil saçlarımız ıslanırdı.
Aklımızla savaşırdık, ıslanırdı.
Geleceğimizi, o masum hayallerin sayesinde yıllar öncesinden izleyip,
Yaşam heyecanıyla zatürre olan çocuklardık biz.
Hastalandık biz, hayatımız yine de ıslanırdı.

Biz buyura tanık olamadığımız için dile geldik.
Ha yenildik dilimize, ha yenildiler bizim dilimize.
Üstelik biz her gün aynı insanlara onları sevdiğimizi söylerdik.
Bir kitap kadar inanırlardı bize.
Biz hayattan o kadar çok anlam çıkardık ki
hayat anlamsızlaştı artık.
Şimdi ise tüm anlamlar insanların himayesinde.
Zorunda bırakıldık topraktan et parçasına geçişini tamamlayamayan insanlara.
Ve o insanlara savaş açtık elimizdeki en paylaşımsız bilyelerimizle.

Gururla okşanmadı başımız hiçbir zaman.
Biz defalarca ölüme tanık olduk gururumuzdan.
Körpe hislerimizin fidan olduğu vakitlerde,
Yalandan duygularla beslenen bir hayat inşa ettiler.
Aksini söylediğimiz her dakika, başkaldırdığımız her saniye,
Bizi göz göre göre yalnızlığımızla, yalnızlığa hapsettiler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here