Saçmalamak için mantıklı sebeplerim var. Bi kere aynı dili konuşabilmemiz için ortak kelimeler ve cümle kalıplarından çok, ortak değerlerin önemli olduğunu bilmeliyiz. Yoksa bu kadar gruplaşmayı açıklayacak bi bahane bulmamız bir kaç milyar ışık yılı sürebilir. Bekleyecek zamanı olanlar gidebilir. Git ve değerli vaktini başka bi sekmede öldür. Neyse, bu aynılaşma aşkının altında, bir olma, birlik olma güdüsü mü var gerçekten? Hepimiz aynı küllüğe sönsek, hangimizin daha çok koktuğunu tartışırdık. Hem bazılarımızın dumanı perdeleri sarartmayacak derecede beyaz. Hiç bir kuş gökyüzü kirlenmesin diye bacalara yuva yapmaz! Hem bi kuş yuvasının eni ne boyu ne kapatsın koskoca bacayı. Ama bulutlar dumanları dışlar mı? Benzedikleri için bağrına basar ve yağmuru, çamurlu yağar. Ben gökyüzünden su damlası olarak toprağa düşecek olsam, çamurlu yağmur olmayı yadırgamazdım. Ama görüyorum ki aramızda hep okyanusa düşenler var. Yoğunlaşıp tekrar bulutlara varmak kolay tabi. Önemli olan toprağa hayat vermek.

Ben ışık olsam sonsuzluğu bulurdum. Ne var ki? Hep boşlukta git yeter. Hiç bi maddeyle etkileşime girmezsen sonsuzluktasın. Bu kavramları çok seviyoruz. Sonsuzluk, özgürlük! Ne kadar genişler demi. İstediğimiz kalıba girebilirler. Ama ışık çekim kuvvetine kayıtsız kalabilir mi? Ondan bağımsız hareket edebilir mi? Var mı doğasında o kadarcık anarşi? Kütle çekimi var olduğu sürece ışık, maddeyi aydınlatmak zorunda. Sonsuzluğu bulabilen ışık aslında maddenin kölesi. Özgürlük, o kadar büyük bi kavram ki, onu mantığımızla anlamaya çalışmamız bile içerdiği bilgiyi algımıza hapseder. Sen hiç hapsolan özgürlük gördün mü? Ben gördüm. Adına ‘Umut’ diyebilecek kadar saf bi türün hayallerinde tutuklu.

Ya, her şeyin aslında ‘yalan’ olduğuna duyduğumuz iç güdüsel inancımız nolacak? Ben yalan olsam ilk hakikatin yerini söylerdim. Ne de olsa kimse takmaz. Hem doğru olanı yaparak algıda ikilik çıkartırdım, hem de hakikatle bütün olduğumu kanıtlardım. Sonra gelsin mantık, gitsin şuur. Kafamın içinden geçen her bilgiyi sanki sıfırdan üretmişim gibi bu denli sahiplenip, telif haklarını egolarıma satmam saçma. Saçmalamak için en mantıklı sebebimin bu olması daha da saçma. Bi kere aynı dili konuştuk ama ortak değerlerimizi de bulabilmen için hayatım hakkında her şeyi net öğrenebileceğine kendini nasıl inandırıyosun? İşte benim yalanla imtihanım burada bitiyor. Kusura bakmayın ben kendimi buna inandıramıyorum. O yüzden tüm arkadaşlıklarım yüzeysel ve sığ. Sevgi, yüzeysellik ve sığlık içeremez diyebilir misin? Hangimizde var o yürek? Peki, şeytanın bile iyiliği için Allah’a dua edebilecek kaç insan vardır? Var mı gönlü o kadar geniş? Al, sevginin sınırını buldum sana. Çünkü hiç birşey sonsuz olabilecek kadar özgür değil.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here