Karakter Kafası

0
291

Sabahın yedisi falan değil; bildiğin zifiri karanlık ve olabildiğince gece yarısı. Uyumam gereken saatlerde tuttu yine üretkenliğim. Bildiğim doğruları aktarmanın en güzel saatleri bunlar. Kendi kendime düşünürken bulduğum anlar oluyor kendimi bu zamanlarda. Ahh diyorum içimden ama canım yanmış gibi değil ah ulan ah gibi… Ah bir imkân tanısalar da yazdıkça emeklerim midemi de doyursa diyorum.

Yalnız kalmak için insanlardan kaçıyorum ve genellikle hep bu saatlerde yalnız kaldığımı sanıyorum. Fakat bırakmıyorlar peşimi… Bir yanımda Monşer ile A.Bora’nın tatlı tartışmaları devam ediyor, diğer yanımda Firuze defalarca ölüp ölüp diriliyor. Müzeyyen var sonra adına hep benim yanımda şiirler yazılıyor, daha kendisini göremedik ama tanıyoruz en nihayetinde. Mirza var o da en yakın dostlarımdan birisidir. Hikâyesi çok kötü be Mirza’nın,  sürgün yıllarında geçiyor…

Anlatsam inanmazsın şimdi. Bunlar yoktu önceden… A.Bora doğuştan filozoftu, Monşer hep batılı sevdalısı. Firuze 24 yaşında doğdu mesela. Mirza hiç büyümedi aslında. Benim karakterlerim bunlar her birini kusursuz ama fazlasıyla derin yapmaya çalıştığım karakterler…

Bunların yanında Oğuz ağabeyin Albayı da yalnız bırakmıyor beni hiç. Hep başucumda uyuyor. Emrah’ın karakterleri rüyalarıma kadar geliyor… Şafak’ın karaktersiz yapıtları beni hep güldürüyor. Yalnız değilim aslında. Hiç kimse yanımda kalmasa dahi ben kendimi yalnız bırakmıyorum. Yalnızlıktan korkarım ben. Öyle değil mi millet? Firuze’yi gece öldürtemedim, Monşer ve A.Bora akşamüzeri muhabbet ediyorlar ve Mirza’nın yaşadıkları karanlık fobisini tetiklemişti. Ne kadar gülünç değil mi? Gece yarısı yaratılan bu karakterlerin hiç birisinin gece ile arası iyi değil. Çünkü tek başıma kalmaktan korktuğum için onları yarattım ben… He bir de Oğuz ağabeyin Albay’ı var. O da hiç yalnız bırakmaz beni sağ olsun çok ekmeğini yemişimdir. Saygı, sevgi ve rahmetle; bütün yaratılmış karakterlere ve bütün o güzel insanlara…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here