Ilıman bir mayıs gecesinin çökmek bilmeyen şafağında;
Duygularımı sarıp sarmalayan mecburiyetin, unutuluşa bağlı damarlarını bir Caferi’nin nefretiyle kesiyorum.
Görgü tanığı olan başıboş baykuşun bakışları,
Kararlı hallerimin sorgulama imkânını yerle bir ediyor.
Yerle bir olamıyorum.
Gök mavi çok güzel gülüyor.

Hayatın anlamsız oluşuyla ilgili ortaya atılan tüm iddialar,
Anlamsız bir iltifat karşısında sönük kalıyor.
Ekmek çıkmayan taşlar suratımda patlıyor.
Yine de sinsi tebessümlere sahip olamıyorum.
Tebessümlere bu kadar zor sahip olmuşken,
Çeşitliliğini aramak kumar da misket kaybetmek gibi.
Bu yüzden dil döktüğüm insanların kıyafetleri şarap kokuyor.
Öfkeyle vaftiz ediyorum kendimi.
Anlamak istedikleri dilden konuşmak boynumun borcu.
Anlayamayışları başımın gözümün sadakası.
Anlatamamak ise günahsız bir idam vakası.

A rh pozitif bir tılsımım ben.
Serbest bırakamam içimde ki paralı askeri.
Haksızlıklar yapışsa da boynuma bir uyuşturucu bağımlısı gibi,
Sabır taşımı tutuyorum ayakta,
Sapasağlam ve dipdiri!

Soluk soluğa bırakıyor beni bu şehrin yaşam halleri.
Özlüyorum gökyüzünden su içtiğim günleri.
Kalmayacak sözlerim kifayetsiz, gözlerim tepkisiz,
Karantina altına alacağım huzur bulduğum yeri.

İhtimaller zor değil,
Artık tanımlanamayan cisim de kalmadı.
Sadece biraz yabancı kaldık.
Tanımak güzeldir üstelik bir duygu ise,
Yarım kilo heyecan yaz tanrım veresiye defterine.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here