Düşündük gecenin karanlığı gecenin kahpeliğine mahkûm olana dek…
Oysa insandır sebebi.
Yolundan dönülmeyecek bir aşkın ölüm olacaksa sebebi,
Lal olur dilim.
İzin verin, yavaş yavaş kabullensin gözlerim.

Şikâyetlerim,
Hasretim,
Hüznüm,
Onlarca siluetin duygu dağarcığından uzanıyor boğazımın düğümlerine.
Ben kendime hapsoluyorum, özgürlük çığlık atarken.
Sanki tüm alacaklıların kirli elleri üzerimde…
Kabullenişim ise şeytanın en sevdiği pabuç.
Şimdi ne giysem acı bırakıyor üzerimde.

Yorulmadım ama yorgunum.
Keşke ekmek almaya gitmeyi dert edinseydim sadece.
Zaman en çok salıncaklarda çabuk geçseydi.
Varsayımların ahını en az ben çekseydim.
Geçmişe takılmayı sevmezdi kontra bisikletim benim.
Şimdi ise en mağrur duygularımın yalnızlığı beni yalnız bırakmıyor.
Sebebi maalesef ben değilim.

Hangi masalın gerçekliğine inandık bu kadar?
Anlatılması mı suçtu ya da dinlemek mi?
Kaç yalan dinledik tanrıdan habersiz,
Yalanlar da habersiz,
Tanrı da habersiz…
Yoksa kimin söylemeye gücü yeterdi?
Yarıda kalan her şey hüsranla bitmesinden daha beterdi.

Bitmeyecek olan her şey insanın kendi isteğiyle olmuyor.
Sonsuz olan bir şekilde giriyor insanın hayatına.
Tanrı misafiri buna denir işte.
Bu kısa ziyaret süresince,
Nefretin gücüne mahkûm olmayı beklemektense,
İhtimali düşük bir mucizeye kucak açmak en doğru karar olabilir.
Mutluluğuna bel bağladığınız insan size mutluluğu unutturabilir.
Veda dahi etmeden,
hiç gelmemiş gibi, hiç gitmeyecekmiş gibi gidebilir…

Kalbin tek sesi yoktur.
Hem kaç defa atması değil,
Kaç kişi için atması önemli artık.
Tüm sesler aynı şeyi fısıldıyorsa eğer,
Bırakın rakamlar yeterli olmayana dek atsın artık.

Tüm kemiklerinin sayısından daha fazla kırılganlığa uğrar insan bazen.
Soyut bir felakettir aslında bu.
Belki de derinlerde yatan büyük bir fırsattır.
Çünkü kırık dökük bir şehrin tek çaresi yıkımdır.
İşte o zaman bir şehir olur tüm bedenin.
Her paresini özenle inşa edersin.
Hayalini dahi kuramadığın her şeyin temeli elindedir.
Her şey elindedir…

Buğulu hayatımın tüm zamanlarında serden geçtim.
Hayat geçti gitti,
İnsanlar geldi gitti,
Hasrete olan alışkanlığım özenle uzayıp gitti…
Anladım ki her şey gitti.
Tutunduklarım kaldı sadece geriye.
Ve şimdi taptaze umutlarla adım atacağım ileriye…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here