Göçmen kuşların göçebe hayatına son veriyor o belirsiz bakışların.
Belirsiz dememe şükrediyor olmasın.
Çünkü sen henüz keşfedilememiş bir gezegenin; yörüngesine verilen ismin telif hakkısın.
Ama yazık bana!
Toprak ana uzanmıyor samanyoluna.

Ben şimdi şu monoton günlerime bir zafer narası ekleyeceğim.
Sana yasakladığım evimin merdivenlerine altmış beş yaşında ki ciğerimle tırmanacağım.
Ardından sana gönderemediğim mektuplar listesine bir çentik daha atacağım.
İmsak vaktinin en kadim dostu olan süslü sözlerime kanma, aman!
Tek konulu bir ferman bu,
Feveran!

Bak umurunda olmasın, şimdiden sözleşelim.
Bırak hicret etsin rüzgârlar, özleşelim.
Üstelik mevsimler sana küs, bana kırgın.
Ağlamadan sev beni!
Mürekkebimi derhal ısıtın.

Çünkü senin gözyaşlarının düşüşü haram kanımca.
Aklımdan ettin, kalbimden etme beni.
Eğer bu yasak kapılmalar bana uzanan bir yol inşa edecekse sana,
Kırarım dizlerini!
Ben sevdiğim için gelme bana.

Neden biliyor musun?
Kol saatim zamana hâkim ama ben kendime isyan ediyorum.
Uyutarak büyütüyorum acılarımı.
Ne mutlu bana ki hafta da sadece altı gün kâbus görüyorum.

Bu arada esmer kavalyene söyle:
O çıkar dolu bakışlarını Akdeniz’e gömesim var.
İlerde değerlenir diye,
Kefen param için saklayasım var.
Baksana ölmek bile ücretli.
Geçti sandığım günlerin,
Geçemeyişi ne kadar da kasvetli.

Katran kokan perdelerimin arasından merhabalaştığım güneşten eledim seni.
Şu derdimi yarım anlatabilen Türkmen Türkçemle de yazarım seni.
Bir çingene düğünü arasından sesleniyorum sana,
Duy beni!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here