Karanlıktı ve Tanrıyla olan ilk savaşımdı,
Bozguna uğramış ritüellerim vardı.
Ve ortaçağdan kalma kilise kuruntuları;
Protestan bir hayattı bu;
Kısmen seküler, kısmen anglosakson.

Tanrıyla benim aramdaki ilk iradei nefsdi bu savaş.
Paskalyadan kalma yumurtaları kafama yediğimde anlamıştım bozgunluğu.
Fahişeler günah çıkartırken duymuştum ilk pornografik hikayeleri
Ve enteresan fantezileri…

Klişe ibadetler ve alışagelmiş totemler,
Tanrıya ilk isyanım değildi bu bariz,
Fakat son kavgamdı; düşlerimi önüme dökmesiyle…
İlk yumruğu atan kazanır demişti;
Zenci gettosundan bir orospu çocuğu,
Fahişe anasının Tanrıyla pazarlığıymış bu;
Ortaçağda fahişeler hükmederdi kiliselere…

Doğu Avrupa’nın İngilizce bilmeyen kısmıydım ben,
Tanrının piç ettiği, kilisenin cennet vadetmediği sulak topraklardandım.
İlk Tanrının kanı döküldü burada,
Sonra fahişelerin inlemeleri duyuldu;
Ve toplum tarafından becerilen normlar oldu.
Gerisi Tanrının yüzüme patlattığı sol kroşe.

Bir yahudinin dökülen kanı kadar zengin olması,
Ve benim dökülen kanım kadar helak olmam gerekti.
Kilisenin pazarlığı ancak buna yetti,
Fahişelerin de sesi çıkmadı, toplum muhafızlarının da…
Ben Tanrıya savaş açtım,
Tanrı savaşın kaderini değiştirdi…
Ben Hindistan’a gidiyorum Tanrı!
Orada senden çok var,
Benden bir tane olacak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here