Kalbinin ötekileştirdiği mahallelerde gezinip durmaktan yoruldum.
Ama ne mümkün vazgeçmek!
Sen ki,
Kır düşmemiş kalbimin yabani sancısı!
Mahalli yerlerin mühür bağlasın,
Tutulmaz oldu artık kavuşmanın rabıtası.

Doğum lekemden uzanıyor âdemelmama insani bir yangın.
Çocukluk korkularımın sığındığı kilitsiz parmaklıklardan yol buluyorum.
Maziye uzanmak benim içimde illegal bir ihtilal.
Sola kır rotamızı.
Ölürüz belki.
Kavuşmak ise bir ihtimal…

Yâd ederim her çöl yağmurunda.
Solumdan kalktığım günlerde de sol yanımdan severim seni.
Solunum yollarıma da özgeçmişini bıraktım.
Üzme sen kendini.
Ağlamak sana yakışmayan bir renk.
Tüm ömrümün mevsimlerini içerim sen özünden geçene dek.

Bir karakter daha öldürdüm bu soyunu tükettiğimin mevsim boyunca.
Ne giysem yakışmadı üzerime.
Sevgiyi giydim, aşırı sıcaklık kuruttu tüm çiçekleri.
Nefreti giydim, umutlarım donarak can verdi.
Sen gidip hangi sahteliğin egosuna ellerine can verdin?

Yakışmadı sana güneyin en umut dolu yanı!
Ben gözlemlemeye utandım.
Sen hangi sebeple gözlerini kaçırdın?
Bir yetimi doyur tez vakitte.
Çünkü ben aklımı kaçırdım.

Ellerin dillere tutsak olmadığı uzak diyarlara gideceğiz.
Her gün yağmur yağacak, biz bulutların üstünde olacağız.
Toprak altındakilerin değeri,
Toprak üstündekileri geçene dek,
Gökyüzünde yaşayacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here