Ana Sayfa Blog

ANTABUS- KİTAP İNCELEMESİ

  Merhaba edebiyatseverler!    Sizlere biraz Antabus’tan bahsetmek istiyorum. Antabus, Seray Şahiner’in 2014’te yayımlanan bir romanı. Böyle güzel ve cesur bir kitap yazdığı için yazara teşekkür ederim. Mühim bir kitap Antabus. Bu nedenle bu kitabın daha çok insana ulaşmasını istiyorum.    Kitap; üçüncü sayfa haberine konu olan bir kadının, Leyla Taşçı’nın yaşadıklarını kısa...

Seni Üzmek İstemiyorum.

Üzmekten korkardı beni, "Seni üzmek istemiyorum" derdi. Çekip giderken söylerdi bunu.. Nefesimin kesildiğini fark etmesin diye yüzüne bakmazdım bende, Bakamazdım.. Nefes alamamanın biyolojik olarak ölüm olduğunu düşünür, İlk nefesi ciğerlerime doldurduktan sonra ise bu tezi çürütürdüm hemen. Nefes aldığım halde ölümü tattırırdı gidişi bana, Seni üzmek istemiyorum diyerek giderdi çünkü! “Öldürdüğün bi adamı üzemezsin zaten!” Diye haykırırdım içimden “O yüzden korkma! Üzülmem..” Diye ekleyerek sessizleştirirdim içimde ki dünyayı. Nefes alış-verişlerimin sıklaştığını hissettim Gittiğin...

İnşaa Olan Ağaçlar

Topraktan betonlar, ziftli patikalar, Yabani otları yoldular. Çiçekler çıplak kaldılar. Sanayi işi böcekler, Yontma dağdan binalar. Herkese 1 mağra var. Ağaç kovuğunda villalar. Asfaltta çürüyen yapraklar. Egzozla ısınan iklimler. Mevsim üfleyen klimadan, Atmosfer tüten bacalar. Cemre düştü, çiğ indi, kırağı çaldı... Kışın habercisi ilkbahar. Yıldızlardan yağan ışıktan geriye sokak lambası kaldı. Elektrik geceyi boyadı. Gece göksüz kaldı, göz günsüz. Kendini sevmekti intihar. İnanç, mantıken yalındı. Gazel dinledik hariçten. Kokmadı içmeden, anladık inceden ben onu bunu bilmem ama güzel...

GİTMEYE DAİR

Uzun yolculukları pek sevmesem de, gitmeye ihtiyacım var. Başımı aracın penceresine yaslamasam da olur, havalı bir şey değil istediğim. Ne de olsa klip çekmiyoruz. Gidelim. Sonbahar bizi çağırıyor. İnsan yüzü görmeyeceğimiz bir yer bulalım. Kuru gürültülerin içinde yaşamaya çalışmaktan yoruldum. Evet, gözlerim hala yeşil. Ama altları biraz morarmaya başladı. Dünyaya alerjim varmış.. Geçen sonbahar yazdığım bir öyküde kendisini ana karakter yaptığım...

Ben Böyle Bişey mi Hayal Etmiştim?

Uzun zaman oldu... Ama dün gibi aklımda. Geleceğin hayallerle kurulduğuna inanırdık. Tabi bilimsel açıklamalarla destekleyip, inancımızı kanıtla doğrulardık. İşte doğal seçilim, kaderin matematiksel işlemleri, kararlılıkta ısrarcılık, inanmak için aklımızdan geleni ardımıza koymazdık. Şimdi 'Ben böyle bişey mi hayal etmiştim?' diyorum. Bu gudik yapıyı oluşturan hayali mühendisliğim diplomasını, google dns ile bağlandığı youtube derslerinden gördüğü öğrenimle, internet fakültesinden mi aldı? Yanlış...

Öyle ya da Böyle!

Öyle ya da böyle Nefes almaya devam ediyor insan Nefesini tutup ölemiyorsun çünkü Hoş gerçekten ölmeyi göze alabilenler Başka bir şey denerdi zaten.. Ne diyorduk? Öyle ya da böyle işte Yaşamaya devam! Üzülmeye de, kırılmaya da, umutları yitirmeye de.. Ara ara gülmeye de devam tabi Ama o ayrı mesele!

ATLIKARINCA

Kendi kayıp ilanımı görüyorum sokakta yürürken. Köhne bir duvara asılmış. Kimin astığını bile sorgulamıyorum. Söküp atıyorum. Kimsenin beni bulmasına ihtiyacım yok. Ben kendimi bulayım bu bana yeter. Terkedilmiş, kırık dökük ve gıcırdayan bir atlıkarıncadan koşup geldim. Küçüklüğümün kırmızı tulumlu bebeği düşmüş oralara, almaya bile yeltenmedim. Oradan dönerken küçük bir çocuk annesinin kolunu çekiştirip atlıkarıncamın ne kadar korkunç olduğundan bahsediyordu. O atlıkarınca...

Boşver

Belki de bırakmışızdır çoktan nefes almayı Öyle değil mi zaten? Bilinçli bir şekilde yapmaya çalışınca nefes almak bile zor değil mi? Akışına bırak demiyor mu size de bu durum? Akışına bırakmayınca nefes almak bile zor. Tanrı zoru sevmeyi kodlamış demekki fıtratımıza Hala bilinçli bir şekilde yaşamaya çalışmamız bundan Boş veremeyişlerimiz.. Boş vermek! Boşluk nasıl verilir ki? Boşluğu nasıl tutasın da veresin yani Ondan heralde boş veremiyoruz Ama boş ver diyen çok Bir...

Çocuksun Sen

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum Kekemeyim en az kasabalı...

Islık

Yabanıl ot kokuları Getiriyor bir rüzgar Kıpırdatıyor suları Belki sonbahar Vurgun yapamayacak Yol vermeyecek sular Ve neşeli bir ıslık Tutturmuş şimdi ova Nice acıya karşılık Aşkı savunmada doğa   Ahmet Telli
125BeğenenlerBeğen
1,763TakipçilerTakip Et
8,380TakipçilerTakip Et